İstanbul, 3 Haziran 2025
Kurban Bayramının ikinci günü (7.06.2025 Cumartesi) Haseki’de bulunan İstanbul İl Başkanlığımızda, Genel Başkanımız Sayın Lütfü Yılmaz’ın katılımıyla saat 17:00 – 19:00 arasında bayramlaşma yapılacaktır.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
İstanbul, 3 Haziran 2025
Kurban Bayramının ikinci günü (7.06.2025 Cumartesi) Haseki’de bulunan İstanbul İl Başkanlığımızda, Genel Başkanımız Sayın Lütfü Yılmaz’ın katılımıyla saat 17:00 – 19:00 arasında bayramlaşma yapılacaktır.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
İstanbul, 31 Mayıs 2025
Eskişehir İl Teşkilatımızın Yönetim Kurulu Üyesi, Partimizin Kurucu üyelerinden Recai Dönmez’in kayınpederi, Sadettin Aydemir Hakk’ın rahmetine kavuşmuştur.
Kendisine Allah’tan rahmet, ailesine, partimiz üyelerine ve milletimize başsağlığı dileriz.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
GENEL BAŞKANI
Lütfü Yılmaz
İstanbul, 30 Mart 2025
ORUÇLARIMIZLA, İBADETLERİMİZLE, TÖVBELERİMİZLE DİRİLME, YAKILIP YIKILAN İSLÂM ÜLKELERİNİN KURTULUŞU İÇİN ASIL ADIMLARI ATMA
Allah’ın bize lütfettiği, her yıl imdâdımıza gönderdiği kutlu ay, Ramazan ayı, bin dört yüz kırk altıncı kez yine geldi. Bu geliş, onun ulvî vazifesidir. Kıyamet kopuncaya kadar da bu görevine devam edecek. Ne mutlu ona! Ne mutlu bize!
Oruç ki, insanı düşündürür. Geçmişine döndürerek ona olup bitenin muhasebesini yaptırır. Ömrün yanlış ve doğrularını insanın önüne serer. Bayrama çıkarken, insan daha bilinçli, daha güçlü ve daha umutludur.
Ramazan ayında hissettiğimiz yüce ve ulvi duyguların yanısıra, milletimizin dağınıklığının, İslâm ülkesinin sahipsizliğinin acısını da en yoğun şekilde yaşadık. Bu dağınıklık ve sahipsizlik yüzünden Gazze’de kısa bir zaman içerisinde yüzbine yakın kardeşimizi kaybederken elimizden hiçbir şey gelmedi. Uçaklar, füzeler ve bombalar halen şehrin üzerine ölüm kusmakta.
Bir yandan Gazze’de büyük bir katliam yaşanır ve hayatta kalabilen Müslümanlar tehcir edilirken, diğer yandan Batı Şeria’da Müslümanların mülklerine cebren el koyulmaktadır. Suriye ve Lübnan’da işgal genişleyip derinleşmekte, Yemen bombalanmakta, Sudan ve Libya yıkıcı bir iç savaşın pençesinde eritilmektedir. Doğu Türkistan, Keşmir ve Kudüs kendi haline terk edilmiştir. Batılı işgalcilerin planlarının bir parçası olarak Kıbrıs Batı’nın askeri üssü yapılmaktadır. İslam Milletinin tekrar birleşmemesi için her türlü gayret sinsice gösterilmekte, yeni işgal ve sömürü dönemine direnç göstereceği varsayılan İslam ülkeleri yalnızlaştırılarak birbirleriyle bağlantıları kesilmeye çalışılmaktadır.
Hal böyle iken, İslâm dünyasındaki yöneticiler çıkardıkları cılız sesler ile övünmekte. Saldırıların durması için Batı’dan medet ummakta, ABD’nin insafını ve yardımını beklemekte. Bu çağrıları yapanlar daima hüsrana ve hayal kırıklığına uğrayacaklardır. Çünkü yapılan bu saldırılar, sadece, sözüm ona bir devletin kendi başına tertipleyip gerçekleştirdiği eylemler değildir. Batı’nın, Kuzey’in ve Doğu’nun; kendi aralarındaki Soğuk Savaş’ı sona erdirdikten sonra, düşman ilân ettikleri İslâm’a karşı açtığı “topyekûn savaşın” devamıdır.
İslâm Dünyasının yöneticileri ve aydınları, gerçek gündemi bir yana bırakıp sun’i gündemlerle uğraşıyor ve halkı meşgul ediyorlar. İslâm Milleti kendisini bulmasın diye dış güçler tarafından doğrudan ya da dolaylı yoldan telkin edilen gündemlere takılıp kalan yönetimler, aydınlar, siyasî partiler ve medya, gerçek diriliş yolunu keserek halkın dayanma gücünü tüketiyorlar.
Oysa bu kutlu ay bizi, fert olarak da toplum olarak da UYANMA’ya çağırıyor. “Allah’ın ipine sımsıkı sarılın. Bölünmeyin, parçalanmayın” diyor. “Donanın!” diyor. Bilgiyle, yüce İslâm’ın inancı ve ahlâkıyla, feraseti ve öngörüsüyle donanın diyor.
Çağrısı, duruşu ve gelişiyle, sulh, sükûn, dayanışma ve kaynaşma ayı olan Ramazan bizlere: Kendi aranızdaki sorunları; görüşerek, anlaşarak, uzlaşarak, birbirinize karşı fedakârlık ve diğerkâmlıkla çözün, halledin diyor.
Ve bu kutlu ay İslam Milleti’ni; Hz. Peygamberin saadet dolu asrında olduğu gibi, medeniyetimizin parıldadığı çağlarda olduğu gibi BİR olmaya çağırıyor. Batı’dan, Doğu’dan ve Kuzey’den gelecek bölünme, parçalanma ve çatışma kışkırtmalarına kapılmayın diye sesleniyor bize.
Ümidimiz odur ki Milletimiz diriliş düşünce ve hareketinin sancaktârı olan YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ’nde, genç-yaşlı, kadın-erkek hiçbir ayırım olmaksızın her taraftan fevç fevç gelip görev alsın. Ülkemizin her tarafında il ve ilçe merkezlerimiz, temsilciliklerimiz açılsın. Ve böylece yüzyıllardır Milletimize kapalı olan kurtuluş ve yeniden kuruluş kapısı açılmış olsun.
İslam Milletinin 1446. Ramazan Bayramı kutlu olsun.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
Ramazan Bayramının ikinci günü (31.03.2025 Pazartesi ) Haseki’de bulunan İstanbul İl Başkanlığımızda, Genel Başkanımız Sayın Lütfü Yılmaz’ın katılımıyla saat 15:00 – 17:00 arasında bayramlaşma yapılacaktır.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
İstanbul, 30 Eylül 2024
Partimizin kurucularından, Merkez Disiplin Kurulu üyesi, yazar ve eğitimci değerli büyüğümüz Recep KIRIKÇI bugün Allah’ın rahmetine kavuşmuştur. Cenaze namazı öğle namazını müteakip, Pendik Mehmet Ali Tunga Camii’nde kılınmış olup, Düzce İli Gümüşova İlçesi Selamlar Köyü’nde toprağa verilmiştir.
Diriliş Hareketine gönül vermiş, en kritik dönemlerde dâvamız için bütün gücüyle çalışmış ve şimdi vazifesini tamamlamış bir mensubumuz olarak, öte dünya hayatına başlamıştır. Kuşkusuz unutulmaz hizmetleriyle hareketimiz içinde yaşamaya ve anılmaya devam edecektir.
Değerli büyüğümüz merhum Recep KIRIKÇI, Yüce Diriliş Parti’mizin kurulduğu 2007 yılında MKYK üyesi olduğu gibi, Kurucu Genel başkanımız Üstad Sezai Karakoç’un vefatı sonrası yaptığımız kongreye de ileri yaşına ve hastalığına rağmen katılmış, en yaşlı üye sıfatı ile divan başkanlığını yaparak adeta son görevini deruhte etmiştir. Daha önce de 1990 yılında kurulup 1997 yılında kapatılan Diriliş Partisi’nin kurucuları arasında yer almış, o zorlu dönemde değerli hizmetlerde bulunmuş idi.
Milletimiz ve Ülkemiz, İslâm Milleti ve Ülkesinin yeniden diriliş hareketi bir gün hedefine vardığı zaman, bizlerle birlikte eminiz ki onun da ruhu şâd olacaktır.
Allah’tan, kendisine rahmet, âilesine, partimiz mensuplarına, eğitim camiasına ve milletimize başsağlığı ve sabır diliyoruz.
Bu vesileyle, daha önce âhiret âlemine kavuşmuş büyüklerimizi ve arkadaşlarımızı da rahmetle anıyoruz.
YÜCE DİRİLİŞ PARTİSİ
GENEL BAŞKANI
Lütfü Yılmaz
(Partimiz İstanbul İl Merkezinde 17 Haziran 2024 tarihinde yapılan bayramlaşma buluşmasında Genel Başkanımız Lütfü Yılmaz’ın yaptığı “Kurban Bayramı Dolayısıyla” başlıklı konuşma ve metni.)
”Bunu gör, buna tahammül et ve gerçeği anla. Kurban bir semboldür. Aslında her gün, senin için, nice varlık kurban olmaktadır. Ama sen bunun dışında değilsin. Öyleyse neye adandığını araştır ve bil… demektir kurban. Kurban; ölümden yapılmış, böylesine canlı bir konuşmadır.”
Böyle tarif etmişti kurucu Genel Başkanımız Sezai Karakoç (Rahmetle anıyoruz), Kurbanı ve Kurban Bayramının anlamını yıllar öncesinde.
Bir yönüyle Müslümanın durum alışına katkı sağlayan bu yorum, diğer yönüyle de günümüz İslam toplumları için adeta metafizik donanımlı tarihi ve sosyolojik bir ders, bir keskin uyarı olarak bizi sarsıp silkeliyor.
İslam Dünyası; bütün fiziki varlığı, toprağı, doğal kaynakları, şehirleri, coğrafyası ile katliam, zulüm, talan ve esaret ile işgal edilirken İslam inancı ve hayatı da en sinsi, şeytani kültür ve düşünce zakkumları ile zehirleniyor.
Diriliş düşüncesi ve idealinin en temel hareket kaynağı; böylesine çok cepheli bir saldırıya ancak çok cepheli ve topluca bir mücadeleyle yani İslam Medeniyetinin yeniden dirilişi ile karşı koyabileceğimizdir.
Bütün İslam coğrafyasında, sırayla tek tek yıkım ve işgale maruz kalmış Kırım, Kafkasya, Balkanlar, Filistin, Keşmir, Afganistan, Irak, Libya, Suriye, Türkistan ve Gazze başta olmak üzere birçok İslam diyarı ve topluluklarının adeta hep yalnız bırakılarak yaşadıkları, bize lisan-ı hâl ile Müslümanların aralarındaki bütün ihtilaf, düşünce ayrılığı ve tarihi anlaşmazlıkları gündemden çıkarıp birlikte hareket edebilecekleri ittifak ve organizasyonlar oluşturmaktan başka bir kurtuluş yolu olmadığını gösteriyor.
Üstad Sezai Karakoç’un 32 yıl önce İslam devletleri yöneticilerine yaptığı birlik çağrısı, partimizin internet sitesinde Arapça, Farsça ve İngilizce tercümeleri ile birlikte bir kez daha yayınlanmıştır. Bu çağrı, 32 yıl önce olduğu gibi bugün de üzerinde düşünülüp, tartışılıp hayata geçirilmeye değer en anlamlı belge olarak önümüzde duruyor. Üstelik hiçbir aldatıcı, oyalayıcı sahte çözüm yöntemi teklif etmeden.
Günümüzde İslam Devletlerinin bir şekilde dahil edildiği hatta zorla alıkonulduğu dış kaynaklı ittifak, örgüt ya da sözde stratejik ortaklıklar, İslam Milleti ve ülkesinin gelecek zamanla ilgili varoluş endişesini ve güvenlik kaygısını hiçbir şekilde bertaraf etmeyecektir. Şartlar imkân verdiğinde her tür hasmane oluşumun; İslam Milleti aleyhine hiçbir taahhüt ve anlaşmaya sadık kalmayarak bir araya gelebildikleri, uzak/yakın tarihimizde ve günümüzdeki örnekleriyle sabittir.
Çağımızda bütün Müslüman devletlerin ve toplumların; coğrafi, ekonomik, askeri imkanlarını birleştirip birlikte hareket etmelerinin, ne kadar zor görünse de lüzumlu değil, ELZEM olduğunu göstermek için, adeta bir KURBAN gibi, kanlarını, canlarını feda etmekten kaçmamıştır Bosna, Kafkasya, Türkistan ve Filistin başta olmak üzere işgal edilen coğrafyalardaki kardeşlerimiz.
”Bunu gör. Buna tahammül et ve gerçeği anla… Aslında her gün senin için nice varlık kurban olmaktadır, ama sen bunun dışında değilsin!.. Öyleyse neye adandığını araştır ve bil!..”
Hakikat mücadelesinde fedakâr atalarımızın ve cefakâr kardeşlerimizin bütün geride bıraktıkları bize emanettir. Bayramları, bayramımızdır. Kutlu olsun, dirilişimize vesile olsun…